Merhaba Sevgili Anneler,

Bir önceki yazımda sizlere çocuk ile anne ve baba arasında soy bağının kurulması konusundan bahsetmeye başlamıştım. Medeni kanunumuza göre çocuğu doğuran kadın kesin ve yasal olarak çocuğun annesi olduğunu, problemin baba ile çocuk arasındaki soy bağının kurulması sırasında yaşandığını belirtmiş ve “ana ile evlilik, kocanın babalığı” konusunda açıklamalarda bulunmuştum.

Bu kez ise, kaldığımız yerden, yani “tanıma ve babalık hükmü” yollarıyla soy bağının kurulmasından bahsedeceğim. (M.K. madde 295-304)

Baba ile soy bağının kurulma yolları bir önceki yazımda belirttiğim gibi anne ile evlilik (kocanın babalığı), tanıma ve hakim hükmüdür (babalık hükmü). Ayrıca soy bağının evlat edinme yoluyla da kurulabildiğini biliyoruz. O başlıklardan tanıma yoluyla soy bağının kurulması medeni kanunumuz 295 ve 300 maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Tanıma:

Tanıma evlilik dışı bir çocuğun Türk Medeni Kanununda yazılı şekil ve usule uygun olarak, babası tarafından benimsenmesidir.Tanıma tek taraflı bir hukuki işlemdir. Yenilik doğuran bir işlemdir. Tanıma, yenilik doğuran işlem olduğundan, kural olarak, şarta bağlı olamaz. Tanıma hakkından feragat de geçerli değildir .Ayrıca geriye yürüyerek baba ile çocuk arasındaki soy bağının doğumdan itibaren kurulmasını sağlar. Kişiye sıkı sıkıya bağlıdır. Bizzat baba tarafından şekil şartlarına uyularak gerçekleştirilebilir. Baba küçük ya da kısıtlı ise, o zaman veli ya da vasisinin rızası aranmaktadır.

Tanıma, babanın nüfus memuruna, mahkemeye başvurarak ya da noterde resmi senet düzenleyerek ya da vasiyetnamede yapacağı beyanla olabilir. Çocuğun evlilik dışı doğmuş olması ve başka bir erkekle soy bağının bulunmaması gerekmektedir. Eğer çocuğun başka bir erkekle soy bağı varsa bu bağ geçersiz kılınmalıdır ki, tanımak isteyen baba ile soy bağı kurulabilsin.

Babanın beyanda

Babanın beyanda bulunduğu nüfus memuru, sulh hakimi, noter ya da beyan vasiyetnamede yer alıyorsa vasiyetnameyi açan hakim, babanın çocuğu tanıdığını babanın ve çocuğun kayıtlı bulunduğu nüfus memurluğuna bildirir. (Her ne kadar kanunda tanıma beyanının Sulh Mahkemesi’ne yapılacağı belirtilmişse de 4787 S.K’nun 2, 4 ve geçici 1’inci maddelerine göre bu görev Sulh Mahkemelerinden alınmış ve Aile Mahkemelerine verilmiştir. Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerine verilmiştir. Bu nedenle başvurulacak hakim Sulh Hakimi değil Aile Mahkemesi Hakimidir.) Bu bildirimin ardından çocuğun kayıtlı olduğu nüfus memurluğu kendisine bildirilen tanıma beyanını çocuğa, anneye, eğer çocuk vesayet altında ise vesayet makamına bildirir.

Tanıma işlemini iptal de edilebilir. İptal davası baba ya da diğer ilgililer tarafından açılabilir.

1.Baba tarafından açılan iptal davası:

Baba yanılma, aldatma veya korkutma sebepleriyle tanımanın iptali için dava açabilir. Davacı taraf tanıyan baba, davalı taraf ise anne ve çocuktur. Babanın bu davada yanıltılarak, aldatılarak ya da korkutularak tanımayı gerçekleştirdiğini ispat etmesi gereklidir. Baba bu davayı iptal sebebini öğrendiği ya da korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir sene ve her halde beş sene içinde açmalıdır. Her halde beş sene içinde açması gerekmesi demek; ilk tanıdığı tarihten itibaren beş sene geçmişse, baba haklı sebebi olsa dahi, iptal davası açamaz demektir. Bu süre hak düşürücü süredir.

2.İlgililer tarafından açılan iptal davası:

Tanıyan baba dışından anne, çocuk, çocuğun ölümü halinde alt soyu, cumhuriyet savcısı, hazine ve diğer ilgililer tanımanın iptali için dava açabilirler.
Cumhuriyet savcılarına, çocuğun soy bağının belirlenmesinin kamu düzeni ile ilgili olması ve bu yolla gerçeğe aykırı beyanlarının önlenmesi amacıyla dava açma hakkı verilmiştir . Hazineye ise Tanıma yolu ile kurulan soy bağının gerçeğe aykırı olması halinde, Hazinenin mirasa ilişkin menfaatinin etkilenecek olması dolayısıyla dava açma hakkı verilmiştir. Bir başka deyişle, Hazinenin, mirasa ilişkin menfaatlerinin zarar görme ihtimali bulunması durumunda tanımanın iptalini dava etmekte hukuki yararı olacaktır .
Davanın davalı tarafı tanıyan ya da eğer tanıyan ölmüşse mirasçılarıdır.

Davacı davasında tanıyanın baba olmadığını ispat etmek zorundadır. Ancak bu kuralın bir istisnası vardır. Anne ya da çocuk tarafından açılan iptal davasında ispat yükü önce tanıyandadır. Tanıyan öncelikle gebe kalma döneminde ana ile cinsel ilişkide bulunduğuna ilişkin inandırıcı deliller göstermelidir. Eğer tanıyan baba bu delilleri gösterebilirse bu kez ispat yükü davacı anne ya da çocuğa geçer ve davacı davanın bu aşamasında tanıyanın baba olmadığını ispatlamakla yükümlüdür. İlgililerin dava hakkı; davayı açacak olan davacının tanımayı ve tanıyanın çocuğun babası olamayacağını öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her halde tanımanın üzerinden beş yıl geçmesiyle düşer.

Davacı çocuk ise dava hakkı ergin olduğu tarihten bir yıl geçmesiyle düşer. Kanun koyucu dava açmak isteyen tarafı koruyarak hak düşürücü sürelere bir istisna daha getirmişti. Şöyle ki; bu süreler geçtiği halde gecikmeyi haklı kılan bir sebep varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.

Tanımanın ardından medeni kanunda 301-304 numaralı maddelerinde “Babalık Hükmü” düzenlenmiştir.

Babalık Hükmü:

Babalık davası evlilik dışında doğmuş çocuk ile baba arasındaki soy bağı ilişkisini kurar. Dava geçmişe etkilidir. Yani geriye yürüyerek baba ile çocuk arasındaki soy bağının doğumdan itibaren kurulmasını sağlar. Bu davayı anne ve çocuk açabilir. Davacı anne ya da çocuk davalı ise baba ve eğer baba ölmüşse mirasçılarıdır. Açılan dava Cumhuriyet Savcısı ve Hazineye ihbar edilir. Ayrıca eğer çocuğa atanan bir kayyım varsa ve dava anne tarafından açılmışsa kayyıma, kayyım tarafından da açılmışsa anneye ihbar edilir. Davalı eğer çocuğun doğumundan önceki üçyüzüncü gün ile yüzsekseninci gün arasında anne ile cinsel ilişkide bulunduysa bu babalığına karine teşkil eder. Bu sürelerin dışında bile olsa fili gebe kalma döneminde davalının anne ile cinsel ilişkide bulunduğu tespit edilirse davalının baba olduğu karinesi geçerli olacaktır. Yani davacı gebe kalma döneminde cinsel ilişkiyi ispatlarsa karine gerçekleşmiş olur. Karinenin geçerliliğini yitirmesi için davalının çocuğun babası olmasının imkansız olduğunu ispatlaması ya da başka bir kişinin baba olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu ispatlaması gerekmektedir. Bu davalarda kesin çözüm ise çocuğun babasının kesin ispatıdır bu da kan testiyle mümkün olmaktadır.

Babalık davası

Babalık davası çocuk doğmadan önce ve sonra açılabilir. Anne babalık davasını doğumdan başlayarak bir yıl içinde açmak zorundadır. Eğer çocuk ile başka bir erkek arasında soy bağı ilişkisi varsa bir yıllık süre bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte başlar. Bu süreler hak düşürücü süredir.

Anayasa Mahkemesinin 2010/71E. 2011/143K sayılı kararından önce Çocuk için de hak düşürücü süreler vardı ve çocuk için hak düşürücü süreler iki farklı duruma göre değerlendirilirdi. “Çocuğa doğumdan sonra kayyım atanmışsa; çocuk hakkındaki bir yıllık süre atamanın kayyıma tebliğinden, çocuk ergen olana kadar hiç kayyım atanmamışsa çocuğun ergen olduğu tarihten itibaren başlar.”

Ancak Anayasa mahkemesi bu maddeyi 07.02.2012 tarihinde iptal etti ve 07.02.2013 tarihinden itibaren bu madde uygulanmamaktadır. (Kararın tam metnine ve gerekçesine http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/02/20120207-16.htm ?den ulaşabilirsiniz)
Kanun koyucu bir yıllık süreleri geçiren davacıya bir hak daha tanımıştır. Şöyle ki; bir yıllık sürenin geçmesinden sonra bu gecikmeyi haklı kılan bir sebep varsa davacı sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren bir ay içinde dava açabilir. Anayasa Mahkemesi 2011/116E. 2012/39K. Numaralı kararıyla 303. Maddenin 2. Fıkrası iptal edildiği için bu maddede de çocukları ayrı tutmak gerektiği yönünde karar vermiş ve maddeyi çocuklar yönünden 21.07.2012 tarihinde iptal etmiştir ve 21.07.2013 tarihinden itibaren madde çocuklar yönünden uygulanmayacaktır. (Kararın tam metnine ve gerekçesine http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/07/20120721-28.htm ?den ulaşabilirsiniz.)

Anne babalık davası açarak çocuğun babayla soy bağının kurulmasının istemesi yanında

Anne babalık davası açarak çocuğun babayla soy bağının kurulmasının istemesi yanında; doğum giderlerini, doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderlerini, gebelik ve doğumun gerektirdiği giderleri isteyebilir. Bu giderleri babalık davası ile birlikte ya da ayrı bir davayla babadan ya da babanın mirasçılarından isteyebilir. Çocuk ölü dahi doğmuş olsa hakim bu giderlerin karşılanmasına karar verebilir. Bu giderlerin karşılanması için üçüncü kişiler ya da sosyal güvenlik kuruluşlarınca anneye ödeme yapılmışsa, hakkaniyet ölçüsünde anneye verilecek tazminattan ödenen rakamlar indirilir. Anne babalık davası ile yukarıda bahsettiğim haklarını isteyebileceği gibi nafaka da isteyebilir. Eğer hakim, babalığı kuvvetli bulursa, babalığa ilişkin kararını vermeden önce çocuğun ihtiyaçları için uygun bir nafakaya hükmedebilir. (M.K. madde 333)

Bir sonraki yazımda ise “Evlat Edinmeyi” ele alarak çocuk ile anne baba arasındaki soy bağının kurulması konusunu bitireceğim. O güne kadar kendinize ve yavrularınıza çok iyi bakın.

Av.Özge AYDIN ŞAHİN

  1. Akıntürk, Turgut, Aile Hukuku, İkinci Cilt, İstanbul, 2004, s.337.
    2. Dural, Mustafa/Öğüz Tufan/Gümüş Alper, Türk Özel Hukuku Cilt III, Aile Hukuku, İstanbul, 2011, s.269.
    3. Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev Ve Yargılama Usullerine Dair Kanun http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k4787.html.
    4. Dural/Öğüz/Gümüş, s. 274.
    5. Özbay/Aksan Nar, s.198.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir