Bizim kültürümüzden, içimizden çıkan ama teknik olarak Dünya ile rekabet edebilecek kalitede bir çizgi film yaratan Ayşe Şule Bilgiç ile Türkiye’nin markalaşan ilk Türk çizgi filmi PEPEE’yi ve girişimcilik ruhunu konuştuk.

* Ayşe Hanım kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Mezunuyum. İletişim fakültesinin önüme açtığı her konuda daha üniversite sıralarındayken çalışmaya başladım. Aleaddin Asna ile A&B Tanıtımda Halkla İlişkiler, Dönemin en büyük reklam ajanslarından biri olan Pen Ajans D’Arcy’deJunior Reklam yazarlığı yaptım. CNN Türk’te program yapımının her aşamasında çalıştım. Çeşitli dizi film ve sinema filmlerinin kamera arkasından kamera önüne kadar her yerini didik didik ettim. Çok büyük bir arayıştı aslında bu süreçler benim için. Aynı dönem motosiklet aşkım ile Hürriyet’in Oto Yaşam eki birleşti ve “Rüzgarın Kızı” ismi ile Motosiklet Gazeteciliği yaptım. Ama bunların hepsi rüzgârın beni ittiği yerlerde gözlemle hayatımın işini/mesleğini bulmaya çalışma arayışlarımdı. Çizgi Film ise ilk kez rüzgârını benim estirdiğim, kendi başıma sıfırdan ve önümde hiçbir fırsat yokken oluşturduğum bir girişim. Diğerlerinden ayrılan en büyük özelliği sıfırdan, karar vererek tüm zorluklarını bilerek ve katlanarak giriştiğim bir iş olması.

* Pepee fikri aklınızda ilk ne zaman ve nasıl oluştu?

Türkiye’de yerli çizgi filmin neden üretilmiyor olduğunu ilk dizi setlerinde çocuk dizisi çekerken düşündüm. Türkiye’de çocuk nüfusu çok fazla ve çocuk için özellikli işler yapılmıyor. Bunun çok büyük bir eksiklik olduğunu ve kendi çocuğum olduğunda ona kendi kültürümden beslenen işler izletemeyecek olmanın can sıkıntısı ile “yoksa neden sen yapmıyorsun” fikri düştü aklıma. Sonra işin detaylarını kurcaladıkça önüme çıkan imkânsızlıklar beni demoralize etmek yerine motive etti. Çok çalıştım ve Kıraç’ın müthiş desteğiyle Düşyeri Çizgi Film Stüdyosu’nu kurdum.  Tüm olumsuzluklarına ve imkânsızlıklarına rağmen daha çok çalışarak büyük bir inanç ve istekle çizgi film yapmak için çalışmaya başladım. Bu anlamda Pepee’nin çocukluk hayali, gençlik azmi ve yetişkinlik direncinin harmanlanması sonucunda ortaya çıktığını söyleyebilirim.

* Pepee’nin bu kadar başarıya ulaşacağını tahmin ediyor muydunuz?

Pepee’yi hayata geçirmeden önce düşlerimdeki şey kimsenin yapamayacağı kadar sahici, içten ve özel bir şey yapabilmekti ve bende profesyonel yaşantımda bu hayali bir amaca dönüştürdüm. Adeta gençlik düşüm olarak hayat bulan Pepee hemen yanı başımızda olan ama hasret kaldığımız şeyi veriyor; bizi. Bir Türk çocuğunun Türk alışkanlıkları ve gelenekleri içinde eğlenebileceği fikrini hepimiz sevdik…Pepee’de halay, horon, Trakya karşılaması gibi kültürümüze ait öğeleri ön plana çıkarmaya çalıştık. Bir çizgi filmde ilk defa kuru fasulye yendi; zeybek oynandı. Türk halkı da tüm bu sebeplerle Pepee’yi anladı ve bağırlarına bastı. Pepee’nin bu kadar sevilmesi gerçekten tarif edilemez bir duygu ama o kadar samimi ve bizden biri ki Pepee bugünlere gelmesi kaçınılmazdı.

* Söz konusu çocuklar olduğu için çizgi film hazırlarken nasıl bir ekiple çalışıyorsunuz? Kalabalık bir ekip misiniz?

Düşyeri Türkiye’de yerel çizgi film kahramanları yaratmak, düşlerimizdeki çizgi filmlere ulaşmak, Türkiye’de de çizgi film yapılır diyebilmek için kurduğumuz, iki kişi başlayıp şu an tüm departmanları ile 80 kişiyi aşkın ekibi ile büyük bir çizgi film stüdyosu. Eskişehir ve İstanbul olmak üzere iki şehirde ciddi yatırımlar yaptık. Eskişehir’de Anadolu üniversitesi Tekno Parkında AR-Ge departmanımız var. Çizgi filmin canlandırmaları da burada yapılıyor. Diğer tüm ekipler ise İstanbul’da.

Düşyeri olarak bu zamana kadar yarattığımız tüm karakterlerde uzmanlarla çalıştık. Planet Çocuk ile yayıncılık konusunda da uzman desteği almaya başladık.Pedagojik olarak doğruyu vermek için çok ciddi ve bilimsel bir alt yapı oluşturduğumuz çizgi filmlerimizde, çocukların gelişimlerine gün geçtikçe daha da olumlu katkılarda bulunmaya başladık. Bu anlamda ebeveynlerden de oldukça destek gördük ve görmeye de devam ediyoruz.

* İlk Türk çizgi sinema filmi Ayas bizce beklenen ilgiyi gördü.Sizin düşünceleriniz nedir, memnun musunuz ilgiden?

Pepee kısa bir zamanda çok fazla kişiye ulaştı. Çocuklardan aldığımız olumlu tepkiler ile daha üst yaş grubu için de bir rol model yaratmaya karar vererek RGG Ayas’ı hayata geçirmiştik. RGG Ayas, Pepee’de büyüttüğümüz bir nesli kucaklayan ikinci çocuğumuz oldu. Ayas’ın maceraları Türkiye’nin ilk yerli sinema filmi idi. 200.000’lik gişesi ile milyon dolar bütçeli birçok yapımı geride bırakarak ciddi bir gişe başarısı yakaladı. Düşyeri Çizgi Film Stüdyoları olarak her karakterimizin bizim için çok ayrı yeri ve önemi var diyebiliriz. Bu olumlu tepkilerle de çocuklar için hep daha da güzel projeleri hayata geçirmek için gün sayıyoruz.

* Bu arada geçtiğimiz dönemlerde MIPCOM DÜNYA EĞLENCE İÇERİK PAZARI FUARI’na katıldınız. “Dünyaya söyleyecek sözümüz var” sloganıyla oradaydınız.Oradaki izlenimlerinizden biraz bahseder misiniz?

Ülkemizin bu sene onur konuğu olduğu MipCom’a Planet Çocuk ve Düşyeri olarak katılım gösterdik. Düşyeri ve Planet Çocuk olarak markalarımızı kendi standımızda “dünyaya söyleyecek sözümüz var” sloganı ile dünyaya açtık. Yaptığımız ve yapacağımız işlerin hepsinin dünyanın dört bir yanında yankı bulacağına olan sonsuz inancımızla fuardan oldukça güzel neticelerle döndük. Düşlerimizi nasıl gerçeğe dönüştürdüğümüzü ve bundan sonra yapacaklarımızı sektörün dünyadaki temsilcilerine anlattık vekarakterlerimizi fuarda dünyaya tanıttık.

*Pepeeçizgi filminde halkoyunları oynayarak eğlenceli dakikalar yaşatıyor…Anaokulların da da Pepee sayesinde çok sevilerek halkoyunları oynatılması ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

Bizim alışkanlıklarımız, bizim geleneklerimiz var Pepee’de…Pepee’yle kendimiz gibi davranarak eğlenebileceğimizi fark ettik hepimiz.  Anne ve babalar da hepimizin içinde var olan bu geleneklerle dolu bir çizgi karakteri gönül rahatlığıyla çocuklarına izletti. Pepee; halay çekti, horon tepti, Trakya karşılaması oynadı. Pepee’yi izleyen çocuklar kendi kültürümüze ait değerleri en eğlenceli haliyle öğrenmiş oldu. Bu bizim için gerçekten oldukça keyifli bir duygu…

*Pepee ilk Türk çizgi filmi… Ayrıca yüzde yüz Türk içerikli motosiklet derginiz var.İlk çocuk sinema filmi Ayas var… İlkleri seviyorsunuz, bundan sonra “ilk” olabilecek projeniz var mı?

Geçmişten günümüze her adımda ve çocuklarla buluşturduğumuz tüm karakterlerimizde düşlerimi insanlarla paylaşmak istedim..Bu adımların hepsi benim için çok değerliydi. 2015 yılında yine bir ilki çocuklarla buluşturmuş ve Düşyeri Çizgi Film Stüdyolarının ilk dizisi Aydamaya’yı hayata geçirmiştik. Çocuklar birbirinden ilginç ve eğlenceli karakterlerimizle çok şey öğrendi ve hep çok eğlendi. Önümüzdeki dönemde yine çocuklarla buluşturmayı hedeflediğimiz yeni projelerimiz olacak.

*Birazda girişimcilikten bahsedelim. Siz girişimciliğe adım atarken ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Bu sektörde başarı elde edebilmek ve Peppe’yi hayata geçirebilmek için çok çalıştık. Bu süreçte Düşyeri Çizgi Film Stüdyoları olarak Dünya standartlarında teknolojik alt yapısı, Türkiye’ye özel kendi knowhow’ıyla pek çok yabancı markalaşmış kurumların dahi dikkatini çeken bir şirket haline geldik. Yatırımlarımızı sürekli işimize yaparak yeni karakterler, yeni açılımlar yaratmaya çalışıyoruz. Bizim yaptığımız organizasyonun yine çizgi filme dönen bir ekonomi olduğunu aktarabiliriz.  Bu anlamda sektöründe büyüyebilmesi için Düşyeri Çizgi Film Stüdyoları’nın ve Pepee’nin önemli bir adım olduğunu düşünüyorum. Ancak sektörün büyümesi ve yeni iş fırsatlarının yaratılması için sektöre yatırımların yapılması gerekiyor.

* Kadınlarımız ekonomik hayata katılımlarda çekimser kalıyorlar.Kadınlarımız bunu nasıl aşabilirler sizce?

Kadınlar ekonomik hayata katılımda genellikle çekimser kalıyor.İstatistikler gösteriyor ki erkek girişimci oranını yüzde 92 iken, kadın girişimci oranı ise yüzde 8’lerde seyrediyor. Her ne kadar ciddi bir artış olsa da yeterli değil.  Bu durumu aşmak için kadınların yalnızca daha fazla cesaretli olmaları gerekiyor. İstedikten sonra yapılmayacak hiçbir şey yok…

* Girişimci olan, olmak isteyen kadınlarımıza önerileriniz nelerdir?

Kadınların kendilerine daha fazla güvenmeleri ve gerçekten istedikleri zaman her şeyi başarabileceklerini düşünüyorum, asla istediklerinden asla vazgeçmemeliler, önlerine çıkan zorluklar onları yıldırmamalı. Hayatta hiçbir şey engeller aşılmadan yapılmıyor. Bunun bilincinde hareket ederlerse çok güzel sonuçlara ulaşabileceklerine inanıyorum…

Düşlerini çocuklar için nasıl gerçeğe dönüştürdüklerini en içten duygularla anlatan Ayşe Şule Bilgiç’e teşekkür ediyoruz, yeni projelerini merakla bekliyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir