Bizi Takip Edin

Öne Çıkanlar Sağlık

Eyvah! Haşimato

19 Mayıs 2019

Tiroid bezi, boynumuzun ön kısmında yer alan, 2 lobdan oluşan tiroit hormonu salgılanmasına yarayan bir endokrin yapıdır. T3 ve T4 olmak üzere iki çeşit hormon üreten bu bezlerde 3 ve 4 isimlendirmesinin sebebi, 3 ve 4 adet iyot atomu içermesinden dolayıdır. T4 hücrelere girmek için, karaciğerde, aktif olan T3 hormonuna dönüştürülür. Bu hormon bağışıklık sisteminde, metabolizmada etkendir.

Tiroit çalışma hızı oldukça önemlidir. Hızlı çalışırsa T3 ve T4 artar, yavaş çalışırsa azalır. Bu da doğrudan metabolizma hızını etkiler. Dolaylı olarak bağışıklık sistemi, sinir sistemi ve diğer sistemlerimizi etkiler ve sonucunda sinirlilik, çabuk hastalanma, sık hastalanma ve iyileşme zorluğu, uykusuzluk, üşüme, ciltte kuruma veya terleme, iştah problemi, kilo alma veya verme sorunları, guatr ve nodül oluşmu, saç güçsüzlüğü, tüylenme, tüy dökülmesi, cilt tonunda bozulma, mens döngü bozukluğu, bebek düşürme, kalp ritm bozuklukları, kolesterol, diyabet, romatizmaL hastalıklara sebep olabilmektedir.

Tiroit bezinin iltihaplanması durumuna da, haşimato ismi verilmiştir. Tiroit bezinin otoimmün mekanizmasını, tiroit dokusunu bir yabancı olarak tanıması ile ortaya çıkan bir tiroit hastalığıdır. Haşimato hastalığı durumunda vücut tiroit bezini yok etmek için antikor üretir. Bu antikorlar tiroit bezine bağlanarak tiroit hücrelerini harap ederek, iltihap oluşturur. İltihap sonucu tiroit hücreleri tahrip olur ve tiroit hormonu azalmaya başlar. Tiroit bezinin küçülmesiyle ortaya hormon yetmezliği çıkar. Bu sebeple dışarıdan tiroit hormon takviyesi alınır. Hastalıkların genetik mi, yoksa beslenme ve yaşam yanlışlarından kaynaklanan yerleşmiş bir sorun olduğu mu konusu sıklıkla tartışılmaktadır. Örneğin, bazı aile yakınlarında görülen rahatsızlıklar için genetik diyip kaderimize razı mı olmalıyız? Yoksa aile beslenme kültürümüze aykırı, yanlışları bularak doğru beslenerek çözüm bulabilir miyiz? İyileşir miyiz? Hastalık semptomlarını azaltabilir miyiz? Gelecek nesillerimize sağlıklı genler aktarabilir miyiz?

Haşimato hastalığına ait bir diyet yok ancak yaşam tarzı ve beslenme şekli elbette var. İyot fazlalığında veya azlığında yapılan çalışmalar var ancak henüz tam anlamıyla kanıtlanamamış. Zaten alınan iyotlu tuzlar hava ve ışıkla temas ettiğinde anlamını yitirmektedir. Selenyum takviyesi ile de yapılan çalışmalar var, ancak kesin faydası görüldüğüne dair bir kanıt henüz yok. Selenyum yükselen antikorları azaltıyor ancak, hormon dengesini düzenlemiyor. Glutensiz beslenme ile ilgili söylentiler mevcut, ancak glutensiz beslenme direkt etki etmemektedir. Üstelik bu seferde glutensiz ürünlerdeki farklı ilaveler dolayısıyla ve besin maddeleri açısından fakir beslenme dolayısıyla farklı sorunlar yaşanabilmektedir. Lektin diyeti ile tahıl, baklagil, domates, kuruyemiş, patates, patlıcan tüketiminin sınırlanması ile semptomların azalacağı ile ilgili netlik kazanmamış çalışmalar mevcuttur.

Hastalıktan bir anda kurtulmak mümkün olmasa ile şikayetleri aza indirebileceğimiz sırları yazıyorum (Püf noktası sıra sıra uygulamalarla vücudunuzu iyi dinleyin ve en güzel yöntemi kendinize oluşturun).

  • Eğer hekim tarafından önerilen tiroit ilacı kullanıyorsanız sabah uyandıktan sonra muhahakkak aç karnına içiniz, yemekler en erken yarım saat sonra yenmelidir.
  • Düzenli uyku şart.
  • Günde 3 litre su kesin içilmeli (su mümkünse buza dönüştütülüp, eritilip, oda sıcaklığında içilerek yapılandırılmış olmalı).
  • Stresten uzak durmak, geçmiş veya gelecekte yaşamayıp, anı yaşayarak mutlu olmak şart. Sizi güldüren, eğlendiren, mutlu eden insanlar ve etkinliklerde olmalısınız.
  • Akşamları loş ortamlar tercih edip, mavi ışığa maruz kalmayın. Tv izlerken, ekran başındayken kendinize sınırlı zaman dilimleri ayırın. Tv karşısında beslenme alışkanlığını bırakın.
  • Güneşten saat 10:00- 12:00 saatlerinde faydalanın.
  • Mutlaka yürüyüş yapın. Spor da olabilir.
  • Bir öğünde en fazla 2 çeşit yemeğiniz olsun. Yemekleriniz hakiki ve az zetinyağlı olsun. Salçayı da ölçüsünde kullanmalısınız. Herşeyden yiyim, az yiyimi unutun. Mideniz çöplük değil! Gıdalarınızı iyi çiğneyin.
  • Tatlıyı kesinlikle hayatınızda çıkartın. Rafine şekerden uzak durun. Damak zevkinizi değiştirin. Tek tatlısınız meyveler olsun.
  • Lektin diyeti deneyebilirsiniz. Selenyum takviyesi alabilirsiniz. Kekik (salamura dağ kekiği, yabani kekik kurusu) tüketimi faydalı olacaktır.
  • Mide yaralaranız ve bağırsak yaralarınız varsa çözüme ulşamaya çalışınız.
  • Bağırsaklarınızdaki yeterli emilim için, probiyotik ve prebiyotik alımına dikkat ediniz.
  • Midenizi sonuna kadar doldurmayınız. Reflü varsa azaltınız.
  • Dereotu tüketiniz. (Prof. Dr. İbrahim Adnan Saracoğlu her yemekten yarım saat önce günde 3 öğün 1 avuç öneriyor)

Yüksek Gıda Mühendisi & Profesyonel Yaşam Koçu Öznur TOPCU

İnstagram

www.yasamkocuyuz.com

    Leave a Reply