Bizi Takip Edin

AnneCee

Çocuk Yargılaması

15 Haziran 2017
Çocuk Yargılaması

Ülkemizde yakın dönemde çocuklar tarafından veya çocuklara karşı işlenen suçların ne denli artmış durumda olduğunu, bu tarz eylemlerin toplum nezdinde ne denli büyük etkiye sahip olduğunu maalesef görmekteyiz.

Evvelce çocuklar tarafından işlenen suçlar, çoğu zaman 18 yaşını tamamlamış cezai ehliyeti tam olan aile bireylerinin çocuğun daha az ceza alacağı gerekçesiyle çocuğu suça azmettirmesi neticesinde işlenirken, son 5 yıldır; çocuklar, aile içi şiddet, çevresel etkiler, arkadaş çevresi, psikolojik sorunlar, çocuğun zekası, kişiliği ve birtakım başka nedenlerle asli fail olarak suç işlemektedir. Ancak durum her ne kadar böyle ise de çocukların sadece suçun faili olarak değil, suçun mağduru olarak da çoğu zaman karşımıza çıktığını bilmekteyiz.

Çocuk Yargılaması

Tam da bu noktada ifade edilmesi gereken husus; yasalarımız nezdinde yetişkinlerden ayrı olarak, çocuklara yönelik olarak özel bir yargılama rejimi benimsendiği hususudur. Zira çocuklar 18 yaşını tamamlayana değin, psikolojik ve fizyolojik gelişimlerini tamamlamış olarak değerlendirilmekte ve bu sebeple de yetişkinlerden farklı muameleye ve yargılamaya tabi tutulmaktadır.

Öte yandan, çocuklarla ilgili durumlar irdelenirken çocuğun mağdur veya fail olma durumu dahi ikili bir ayrıma tabi tutulmaktadır. Bu süreçte; gerek İl Emniyet Müdürlüğü bünyesindeki Çocuk Şube Müdürlükleri gerekse de İlçe Emniyet Müdürlükleri nezdindeki Çocuk Büro Amirlikleri fail ya da mağdur çocuğa gözden uzak bir şekilde hukuki zemin ve süreç temin etmektir.

Mağdur çocuk maruz kalmış olduğu eylemi dile getiremeyebilir, açıklayamayabilir, ailesinden ve çevresinden ve/veya kolluk ekiplerine bilgi vermekten imtina edebilir. İşte bu yüzden mağdur çocukların ifadelerinin alınmasında, çocuğun psikolojik olarak etkilenmemesi ve kendisini aracı vasıtasıyla daha iyi bir şekilde ifade edebilmesi adına iç hizmete dair mesleki uygulamalar gereği kadro durumuna göre psikolog, pedagog veya sosyal hizmet uzmanlarına başvurulabiliyor.

Mağdur ya da fail çocuğun ailesi tarafından avukat bulunması halinde öncelikle bu avukat; mağdurun ailesinin avukatı veya ailenin avukat tutacak maddi durumu yok ise, bu durumda, baroların CMK Servisleri tarafından atanacak avukatlar aracılığıyla çocuğun kanun nezdinde temsili sağlanmaktadır.

Suça Sürüklenen Çocuk

İşte tam da bu noktada suça sürüklenen çocuk kavramı ortaya çıkmaktadır. Çocuk eylemlerinin sonuçlarını kısmen algılayabilmiş olsa dahi,  çevresel etkilerin yoğun etkisi altında olduğundan bahisle; “suça sürüklenen çocuk(SSÇ)” konumunda değerlendirilmekte ve bu suretle ayrı bir muameleye ve yargılamaya tabi tutulmaktadır.

Yasal mevzuatın gerektirdiği amir hükümlerden kaynaklı zorunluluklar veya yasal sorunlara dayalı olan uluslararası sözleşmeler bir kenara bırakılacak olursa; SSÇ olarak adlandırılan suça sürüklenen çocukların, kolluk mensupları nezdinde avukat refakatinde dahi ifadeleri alınamamaktadır. Eylemin faili

çocuk hakkında; kimlik tespiti işlemleri dışında işlem yapılamayıp, mevcut evraklar adliyeye sevk edilmek veya çocuğa gerekli ihtarat yapılmak suretiyle, daha sonra yine kolluk vasıtasıyla ifade vermek için adliyeye çıkarılmak üzere ailesine teslimi sağlanmaktadır. SSÇ’nin ifadesi; ancak avukat ve sosyal hizmet uzmanı  refakatinde alınabiliyor.

Suça sürüklenen çocuğun; diğer şüphelilerden veya sanıklardan ayrı bir statüye tabi tutulması ilk aşamada Özel Kanun olan Çocuk Koruma Kanunu’ndan kaynaklanıyor.

Çocuklar yaşları gereği ;

0-12, 12-15, 15-18 yaş gruplarına ayrılmaktalar.

12 yaşından küçük çocuklar hakkında herhangi bir işlem yapılamıyor. Ceza ehliyetinin yok olduğu kabul edilen bu gruptaki çocuklar hiçbir şekilde yasal takibe uğramayıp denetime tabi tutuluyor ve akabinde aileye teslim ediliyor. Şayet ailenin suça konu eylemin varlığında kusuru varsa, işte bu durumda aile devre dışı bırakılarak çocuk ilgili sosyal hizmetlere teslim ediliyor.

Babası tarafından cinsel istismara uğrayan bir mağdur çocuğun, devlet himayesine alınması durumu bahsi geçen duruma örnek teşkil etmektedir.

12 – 18 yaş grubu olan çocuklarda (gerek 12-15, gerekse de 15-18)ise durum farklılık arz ediyor. Şöyle ki; 0-12 yaş aralığındaki çocuklar için herhangi bir işlem yasal prosedür yürütülemezken, 12-18 yaş aralığındaki çocuklara yönelik hazırlık soruşturması, Çocuk Bürosu’nda görevli Cumhuriyet Savcıları tarafından bizzat idare edilmektedir. Öyle ki çocuklar gözaltına alındıklarında yetişkinlerden (18 yaşını doldurmuş) ayrı olarak, çocuk suçlularına ait birimde tutulabiliyor. Yetişkinler ile bir arada suç işlendiğinde ise, çocukların dosyaları ile yetişkinlerin dosyaları tefrik ediliyor ve soruşturma bu suretle ayrı yürütülüyor. Çocukların yargılaması dahi, Çocuk Mahkemelerinde ve yetişkinlerden ayrı olarak sürdürülmektedir. SSÇ’lere zincir ve kelepçe takılamıyor olup, bu husus kati bir kuraldır. Bununla birlikte SSÇ’lere bir veya birden fazla adli kontrol tedbiri uygulanabilmektedir. Nitekim; Sosyal Hizmetlerin ve Emniyetin bu yönde koruyucu ve destekleyici tedbirler alma yükümlülüğü dahi var.

Sonuç

Dava dosyasında SSÇ’nin cezalandırılmasını gerektirecek eylemi işlemiş olduğu sabit olsa dahi, benzer veya aynı olayda aynı suçu işlemiş olan yetişkinlerden farklı cezalara hükmedilmektedir.   SSÇ’lerin ceza yargılaması neticesinde hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilmesi halinde, çocuklar hakkında disiplin hükümleri ve infaz sistemi daha esnek olduğu için, ceza mahkumiyeti Çocuk Eğitim Evlerinde tamamlattırılmaktadır. Bu evlerin en önemli niteliği ise; SSÇ’nin özgürlüğüne kavuştuğu aşamada yeniden suça sürüklenmemesi için SSÇ’ye mahkumiyeti sürecinde meslek edindirmek ve gerekli psikolojik desteği sağlamaktır.

Çocukların suçun faili veya mağduru olmamaları için en önemli görev pek tabi ki ailelelere ve akrabalara düşüyor ise de, şunun da hiçbir zaman unutulmaması gerekir ki; devlet her daim yardım istenebilecek yegane ailedir.

Hukuka olan inancımız her zaman bakidir.

Saygılarımla

AG HUKUK BÜROSU

Av. Leyla ÇIRAK

    Leave a Reply