Instagram did not return a 200.

Bizi Takip Edin

AnneCee

Boşanma-2

26 Temmuz 2013

Çekişmeli Boşanma

Merhaba Sevgili Anneler,

Uzun bir aradan sonra yeniden birlikteyiz. Adli tatil öncesi yoğun çalışma tempom sebebiyle sizlerle uzun bir süre birlikte olamadık. Bir yandan güzel ve güneşli bu günlerin keyfini çıkarırken, bir yandan da sizlere başımıza gelmesini istemeyeceğimiz “boşanma” davaları ile ilgili bilgiler vermeye devam edeceğim.

Biliyoruz ki her şey insanlar için, yaşarken atlatamayacağımızı düşündüğümüz, ancak bittikten sonra da şükrettiğimiz olaylar ile dolu hayatımız. Biz avukatların görevi ise yaşanılan sorunların hukuki boyutunun sorumluluğunu sizlerle birlikte sırtlanmak ve sizlere sorunların hukuki boyutlarını aşma yolunda destek ve kılavuz olmak.

Bir önceki yazımızda bahsettiğimiz üzere boşanmanın davaları çekişmeli ve çekişmesiz olarak ayrılmaktadır. Çekişmesiz (anlaşmalı) boşanma davaları hakkında bilgileri bir önceki yazımda bulabilirsiniz. Bu yazıda çekişmeli boşanma davalarından bahsedeceğiz.

Boşanma davasını sebeplerine bir önceki yazıda yer vermiştir. Hatırlamak gerekirse kanunda sayılan maddeler şu şekildedir;

1- Eşlerden birinin zina yapması (M.K. Madde 161):

Eşinin zina yaptığını öğrenen eş davayı açabilir. Öğrendiği tarihten itibaren altı ay ve herhalde zina eyleminden itibaren beş yıl içinde dava hakkı düşer. Affeden taraf dava açma hakkını yitirir.

2- Eşlerden birinin diğeri tarafından hayatına kast edilmesi,

pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması (M.K. Madde 162): Davaya hakkı olan eşin öğrendiği tarihten itibaren altı ay ve herhalde beş yıl içinde dava hakkı düşer. Affeden taraf dava açma hakkını yitirir.

3- Eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi,

veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi (M.K. Madde 163): Bu eş her zaman boşanma davası açabilir.

4- Eşlerden birinin diğerini terk etmesi ( M.K. Madde 164):

Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.

Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.

5- Eşlerden birinin akıl hastası olması ve bu sebepten evlilik birliğinin çekilmez hale gelmesi (M.K. Madde 165):

Hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmelidir.

6- Evlilik birliğinin sarsılması ( M.K. Madde 166) : Medeni kanunun lafzıyla;

“evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davacı açabilir” yani anlaşılıyor ki öncelikli olarak ortak hayatı sürdürmenin imkansız hale gelmesi gerekmektedir. Davayı her iki eş de açabilmektedir.

Bir eşin diğerinden az ya da fazla kusurlu olması gerekmez aynı maddenin ikinci fıkrasına göre davayı açan tarafın kusuru, davalı taraftan daha ağır olması halinde, davalının açılan davaya itiraz hakkı olduğu söylenmektedir. Ancak yapılan itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından bir yarar kalmamışsa hakim boşanmaya karar verebilir. Hakim bu durumu her bir vaka için münferit olarak incelemektedir. Eğer boşanmak isteyen tarafın kusuru daha fazlaysa ve başka amaçları için mevcut evliliği yıkma niyetindeyse, hakim davalı tarafı da dinleyerek takdir hakkını kullanma yetkisine sahiptir. Bu fıkra ile aile birliği, çocuklar ve iyi niyetli eş koruma altına alınmaya çalışılmıştır.

Son madde olan

“evlilik birliğinin temelden sarsılmış olması” genel bir halken diğer maddeler özel hallerdir. Bir de kanunun saydıkları dışında Yargıtay tarafından emsal vakalar sonucu boşanmanın sebebi sayılan haller vardır. Örneğin cinsel ilişkiden kaçınmak, dayak, eşlerden birinin ağız kokusu, eşi sapık ilişkiye zorlama, aşırı kıskançlık v.b. Eşinizle aranızda, sizin için evliliği sürdürmeyi imkansız hale getirecek sorunlar varsa, yapmanız gereken derhal avukatınızla irtibata geçip ortak bir çalışma sürdürmek olmalıdır.

Kanunda yazan sebepler dışında o kadar çok sebep Yargıtay tarafından boşanmaya gerekçe sayılmıştır ki sizin sıkıntınızla ilgili bir başka karar varsa avukatınız bu konuda mahkemeyi hızlandırıp en kısa sürede sizin için en sağlıklı sonuca ulaşılmasını sağlayacaktır.

Evliliğin en az bir yılı dolmadan anlaşmalı boşanma davası açılamayacağına ilgili yazımda değinmiştim. Evlilik bir yılı doldurmadan çekişmeli boşanma davası açılabilir.

Kanunda sayılan boşanma sebeplerini ya da Yargıtay?ca boşanma sebebi gösterilen özel sebepleri gerekçe göstererek eşler bir yılı beklemeden istedikleri zaman boşanma davası açabilmektedirler. Ancak boşanma davasının, kanunda belirtilen sebeplerden biri olan evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebine dayandırılması halinde, yasa bununla ilgili usuller öngörmüştür.

Eşler evlilik birliğinin temelden sarsılmış olması gerekçesine dayanarak ya birlikte mahkemeye başvurmalı ya da birinin açtığı dava diğer eş tarafından kabul edilmelidir. Hakim bu koşullar gerçekleşmiş olmasının akabinde, tarafları dinler ve taraflar ile varsa çocuğun menfaatini gözeterek bir karar verir.

Eşler anlaşarak boşanmak yoluna gidemiyorlarsa bu halde boşanmak için kalan tek yol çekişmeli boşanma davalarıdır. Yukarıda da belirttiğim gibi davacının kusurlu olup olmaması aranmaz kusurlu taraf da davayı açabilir. Boşanmayı isteyen tarafın boşanma gerekçelerinin yazılı olduğu bir dilekçe ile eşlerin sol altı aydır oturdukları yer ya da eşlerden birinin yerleşim yeri adliyesi Aile Mahkemesine başvurulması gerekmektedir. Adli çevrede Aile Mahkemesi yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi Aile Mahkemesi sıfatıyla davalara bakmaktadır.

Hakim boşanma davası sonucunda üç türlü karar verebilir. Bunlar; boşanma kararı, red kararı ve ayrılık kararıdır.

Boşanmanın davasında dikkat edilmesi ve göz ardı edilmemesi gereken bir hal boşanma davasının reddi halidir. Eğer hakim elde olan deliller ve taraf beyanları ışığında yaptığı inceleme neticesinde boşanma davasını redderse bir sonraki boşanma davası için üç yıl beklenmesi gerekmektedir. İspat edilecek başka bir boşanma sebebi ortaya çıkmazsa taraflar birbirlerine üç yıl boşanma davası açamazlar. Bu üç yılın sonunda eğer taraflar bir araya gelmezse evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve taraflardan birinin talebi ile boşanmaya karar verilir. Bu üç yıl içinde tarafların aynı evde yaşamamaları ve ortak bir hayat sürmemeleri gereklidir zira Yargıtay tarafından eşlerin aynı evin farklı odalarında yaşamaları sebebiyle verdikleri red kararları mevcuttur. Red kararının verilmemesinde boşanmanın sebeplerinin belirlenmesinde edilecek dikkat çok önemlidir. Boşanmak isteminin ispat edilemeyecek bir sebebe dayandırılması halinde red kararı verilmesi kaçınılmaz olacaktır ve böylelikle basit bir davayla neticelenebilecek boşanma işlemi için üç senelik sürenin beklenmesi gerekecektir.

Ayrılık kararı yine medeni kanun 170., 171., 172. Maddelerinde düzenlenmiştir. Ayrılık kararı bir yıldan üç yıla kadar verilebilir. Bu süre kararın kesinleşmesiyle başlar. Süre bitiminde eşler ortak birliktelik kurulmamışsa eşlerden biri boşanma davası açabilir.

Mahkeme boşanmanın kararını verirse bu durumda karşımıza tazminat, nafaka ve velayet ile ilgi sorunlar çıkmaktadır. Bu konulara önümüzdeki haftalarda değineceğiz. Yeniden görüşene kadar kendinize ve yavrularınıza çok iyi bakın.

Av.Özge AYDIN ŞAHİN

    Leave a Reply