Instagram did not return a 200.

Bizi Takip Edin

Öne Çıkanlar Sizin Hikayeniz

Annelik: En Çılgın Yolculuk

11 Nisan 2021

Merhaba çok kıymetli annece.com takipçileri. Bugün sizlerle hayatımın en zorlu, en baş edilemez döneminden, hayalimdeki hayata adım attığım, tabiri caizse nasıl küllerimden doğduğumu kalemim yettiğince sizlerle paylaşacağım. Bir hayalim vardı; ‘bir gün çocuğum olduğunda çocuğumu kendim büyüteceğim ve aynı zamanda evde çocuklarını büyüten annelere örnek olup kendi paramı kazanacağım’ diye. İşte şu an okuduğunuz bu yazı bu hayalin gerçek olduğunun yazısıdır.

Biz Denizli’liyiz ve ben üniversiteden mezun olana kadar Denizli’de yaşadım. Üniversite döneminde zamanımın çok büyük bir bölümünü uluslararası bir öğrenci platformu olan AIESEC de kurucu başkanlık yaparak bir öğrencinin geçirebileceği en yüksek verimlilikte tamamladım. Türkiye’ de kişisel gelişim ve toplum bilimi alanında dönemin otörleri Ahmet Şerif İzgören, Üstün Dökmen, Tayfun Talipoğlu, Mithat Bereket, Sinan Yaman ve birçok iş adamı ile tanışıp networkümü genişletme fırsatı buldum. Mezuniyetimle beraber kendimi iş hayatında konumlandırmaya karar verdim ve on yıl sürecek olan dalgalı ve zorlayıcı iş serüvenime başlamış oldum.

Başlamasına başladım da ortada çok büyük bir sorun vardı. Bu denli büyük projeleri yöneten, yıllarca eğitimler almış vermiş, ekipler yönetmiş bir kişi olarak sıfırdan iş hayatına başlıyor olmak büyük bir içsel uyumsuzluğa yol açıyordu. O günün kafasıyla başıma gelenin tam olarak ne olduğunu göremiyor ve bir türlü olaylara bakış açımı genişletemiyordum. Ah keşke şimdiki aklım o gün olsa 10 yıl sürecek olan ve inişli çıkışlı iş hayatımda çözüme ulaşamayan bu paradoks, evlenmem ve iş hayatının son bulmasıyla sakin bir döneme beni kavuşturdu. Yaşananlar tam bir mağduriyet hikayesiydi ki burada size daha büyük bir mağduriyet hikayesinden bahsedeceğim için iş hayatıma değinmeyi kısa kesiyorum. 

Hani bazen kul sıkışınca hızır yetişir derler ya, iş yaşantımın bitmesi ve içine sığamadığım şehirden ayrılmam tam da bu sözü kanıtlar gibiydi. Bütün mağdurluğum görünmeyen bir el tarafından üzerimden alınmış ve sanki altın tepsiyle eşime ve bana inanılmaz fırsatlar sunulmuştu. Bugün anlıyorum ki evrensel yasalar çalışmış ve kendisini bize inandırmak istercesine gözümüze sokmuştu kanıtlarını. Eşime daha önce hiç aklımızda olmayan bir iş teklifi gelmişti ve benim de artık hayallerimdeki işleri yapabilmek için gereken alan açılmıştı. Bir anlık kararla kendimizi Denizli’den Ankara’ya taşınmış buluverdik. Artık her zaman hayalini kurduğum kendi işimi kurabilecektim. Kurabildim mi? Hem evet hem hayır. Çünkü işimin normal şartlarda zaman içerisinde olgunlaşması beklenen sürecin başlarında ben hamile kalmıştım. Benim için bir kadın ve bir çocuk ülkenin geleceğine yön veren en önemli iki gücüdür. Doğan Cüceloğlu hocamınız da ifade ettiği gibi ‘Bir çocuk çok büyük bir potansiyeldir. Nasıl büyütülürse öyle meyve verir ve geleceğimiz bu sınırsız potansiyelleri nereye yönelttiğimizle değişecektir’. İşte bu benim manifestomdu. Gelin görün ki işin bacağı hiç de sandığım gibi değilmiş. O kadar değilmiş ki benim hayatımdaki en büyük mağduriyet hikayesini yaşamamla ve kendimi yıllarca sürecek bu zorlu dönemin içerisinden bambaşka biri olarak çıkmamla boyut değiştirecek bir hikayeye dönüştü. Ah Nil Karaibrahimgil, yaktın beni Çocuk da yaparım kariyer de demişti, ne safmışım nasıl da inanmışım.

İlk aylarda sadece emip uyuyan bebeğimin en zorlayıcı huyu gece uykusuzluğuydu. O da yeni bir hayata geçmenin verdiği heyecanla ilk zamanlarda çok da zorlamıyordu. Tek zorluğu sabaha kadar ayakta mutfakta aspiratörün altında kucağımda uyutmaya çalışmaktı. Ancak günler aylara bağlandıkça uykusuzluk bedenimi gündüzleri zorluyor ve tek başınalığın verdiği çaresizlikle bebeğim uyuduğunda uyumaya çalışarak sürece uyum sağlamaya çalışıyordum. Ben bebek bakarken çalışan bir anne olacaktım, yani benim annelik manifestomda büyük harflerle bu yazılıydı ve hali hazırda ilgimi bekleyen işim de devam ediyordu. Bu sebeple bebeğimin ilk aylarında uykusuzluğun müsade ettiği ölçüde işime devam ettim, ancak gelin görün ki 4-5 ay sonra bebeğim hareketlenmeye başladı ve artık koyduğum yerde durmuyordu. Dolayısıyla güvende olabilmesi için gözümü ayırmamam gereken bir başka döneme gelmiştik ki, bu dönemin ucu görünmüyordu. Ailelerimizden kimsenin olmadığı Ankara’da bir gözüm hareketli bebeğimde bir gözüm işimde şaşı olmaya ramak kala bir başka iş fırsatı ile karşılaştım ki içimden ‘işte aradığım işi buldum’ dedim. Sadece telefonla konuşarak çevremdeki kişilere anlatacağım bana fiziksel yükü olmayacak bir network işiydi. Kızıma bakarken telefonla da işimi yapabilecektim. Varan 2, o işin bacağı da öyle değilmiş. Derken tüm hırsımla, enerjimle ve hevesimle network işine başladım. Sol kolumda kızım sağ kulağımda telefon, akşam sabah telefonla konuşuyor bi yandan da kızımla vakit geçirip ev işlerine yetişiyorum. Allah var ilk aylarda çok mutluydum, güzel paralar kazanmıştım ve iş bir sonraki seviyeye geçmeye hazırdı. Bununla beraber işimin ana yapılanması memleketim Denizli’deydi ve ilerlemek için seyehat etmem gerekliydi. Başlarda bu işime de gelmişti, annem orada olduğu için yardım eder ben de rahatça çalışırım diyordum. Ki öyle de oldu bir süre. Ancak bu sefer iş toplantıları başladı. O dönem büyük organizasyonlar ve kızımın diş çıkardığı en sıkıntılı dönemleri idi. Günler aylar geçiyor ancak işim verdiğim emeğin karşılığını bana vermiyordu. İlk aylardaki kazanç azalıp neredeyse sıfırlanmış hatta toplantılara cebimizden gider olmuştuk. Artık gerçekten kendimi mağdur hissediyordum. Manifestoma uyamamıştım. Elimden gelen tüm şartları zorlasam da artık karşılığını alamıyor yine de geri adım atmıyordum. Çevremdeki hemen hemen herkes küçük çocuklu bir kadının bu denli aktif çalışmasının çok zor olduğunu, benim de artık önüme gelen koşullarda yapabileceklerimin bu kadar olduğunu kabullenmem gerektiğini söylüyorlardı. Fakat ben çok inatçıydım ve tek başıma kimsenin desteği olmadan yoluma devam edeceğim bakış açısıyla tam 1 yıl daha şansımı zorladım ve  çok büyük bir hüsranla sonuçlanan yıkıma çanak tuttum. Öyle büyük bir yıkım yaşadım ki, ilmek ilmek dokuduğum ve neredeyse 500 kişiye ulaşmasına rağmen hiç para kazanamayan insanlardan oluşan distribütör ekibimin tamamına veda etmek zorunda kaldım. Artık kendimi inanılmaz derecede suçlu, sözünde duramamış, başarısız ve tüm çevresinde itibarını kaybetmiş tam 3 yılı heba olmuş bir insan olarak görüyordum. Artık yapayalnız, çevresinde sadece ‘ben sana demiştim’ diyen insanların ve kucağında anne ilgisine muhtaç 3,5 yaşında küçük bir kız çocuğunun olduğu mağdur bir kadındım. Hayatımda ilk defa ne yapacağımı bilmiyordum. İş kadını olup bir yandan da iyi bir anne olma hayallerim bu sefer gerçekten suya düşmüştü. Bu büyük hayal kırıklığı içinde çocuğuma da ne iyi bir gelişim olanağı sunabilecek ne de iyi bir örnek olabilecektim. Dolayısıyla bir an evvel toparlanmam gerekiyordu. Bununla beraber nasıl iyileşeceğimi bilmiyordum. O yıllarda yaşam koçu denilen meslek henüz yaygınlaşmamıştı. O anda bana kim nasıl yardım edebilirdi hiç bir fikrim yoktu.

Ta ki işi bırakma aşamasında Paris’te düzenlenen uluslararası bir etkinlikte çok sevdiğim bir dostum beni farkındalık kursuna davet edene kadar. Bana dedi ki ‘dostum ben hayata 50. Basamaktan bakıyorum ve manzara buradan bir harika. Sen de gelsene’. Her ne kadar ilk duyduğumda anlayamasam da bir yolunu bulup Kuantum ve Zihinsel dönüşüm eğitimlerine ilk adımımı attım. Kendimden beklemeyeceğim kadar kısa bir süre içerisinde çözemediğim tüm sıkıntılarımı tek tek çözebilmeye, nerelerde hata yaptığımı görmeye ve eskisinden çok daha güçlü ve hatta bu sefer hakiki anlamda hayatımı inşaa edebilmeye başladım. Çocuğumla daha huzurlu, daha güzel zamanlar geçirirken, eski, telaşlı ve hiç bir şeye yetişemediği için sürekli şikayet eden mağdur hallerim yerini elindeki imkanlarla en iyisini yapmaya çalışan sakin ve yaratıcı bir oluş haline bıraktı. Kendi hayatının realitelerini kabul etmenin manifestoya ters düşmediğini fark etmek, çocuk büyütmenin fiziksel ve manevi yüklerine olan bakış açılarımı değiştirmek beni olgunlaştırdı. Bu kabulleniş bana sadece olduğum halimle değerli olduğumu, hayatımda gerektiği için değil seçtiğim için bir şeyleri yapma gücümün olduğunu ve mağdurlukla şikayet etmenin hayatta kendi bacağımıza sıktığımız en büyük silah olduğunu öğretti. Zaman içinde imkanlarım dahilinde kendimi eğitimlerle donatarak ve gönüllü kuruluşlarda insanlara yaşam koçluğu yaparak kendimi yetiştirmek ve tüm bu olanları kendi hayatımdan süzme fırsatı buldum. Yavaş yavaş, sindire sindire. Tadına vara vara. Hatta kendi hayatımın katman katman derinlerine inerek oralarda gizlenmiş tuzakları temizleye temizleye. Ve bugün sizinle bir spiritüel danışman, bir eğitimci ve yaşam koçu olarak tanışma fırsatı buldum. Sıfatlar olmadığını idrak etmiş, insanlara elinden gelen her ne katkı ise yapmaya gönüllü bir yoldaş olarak…Bana bu olanağı sunan ve bana alan açan sevgili arkadaşım Dilek Bar Açıkgöze’e de huzurlarınızda teşekkür ederim

Umarım annelik denilen tabiri caizse bir gözünüzle kitap okuyup anlamaya çalışırken bir gözünüzle saatte 250 km hızla araba sürdüğünüz çılgın yolculukta bir gün yollarımız kesişir. Sizlere ilham verebilme amacıyla instagram hesabımda yayınladığım blog ve farkındalık kavramlarından faydalanmak isterseniz sayfama beklerim. Bugün tüm bu yaşadığım zorlukların içinden çıkıp kendi hayatımın mimarı olabilmem sayesinde çok sayıda insana rehberlik ediyor, eğitimler veriyor ve bambaşka hayatların mümkün olabileceğine dair umut ışığı olmaya çalışıyorum.

**Seren hanıma yazısından dolayı teşekkür ediyor, eğitimlerine ve hayatınıza katkı sağlayacak yazılarına aşağıda bıraktığımız linkten ulaşabilirsiniz..

 Seren Aydoğdu

Eğitmen & Access Bars Kolaylaştırıcı

İnstagram: serenaydogducom

  • Reply
    Seymen Cagirgan
    13 Nisan 2021 at 00:17

    Merhaba!
    Seren Hanim’in Kizi kendisi gibi iyi bir anneye, Esi ise kendisi gibi destek olmak isteyen bir ese sahip olduklari icin cok sansli.
    Basarili ve saglikli gunler dilerim.

    • Reply
      Dilek Bar Açıkgöz
      11 Mayıs 2021 at 08:02

      Annecee.com adına Teşekkür ederim..

Leave a Reply